CEHALET BİLİMİ

Cehalet Bilimi, kısaca popülist söylemlere sahip medya destekli akademisyenler eliyle topluma hatalı bilgilerin iletilmesidir. Kitap bilimin sizi cahilleştirmek ve algınızı yönetmek isteyenler tarafından nasıl kötüye kullanıldığını anlatmaya çalışıyor. İnsan doğası gereği aldatmaya ve aldanmaya oldukça eğilimlidir. İnanç kalıpları içinde yaşar ve duymak istediklerine kolayca inanır. Birileri duymak istediklerinizi söyleyip, inançlarınızı okşayarak algınızı yönlendirebilir. Böylece ulaşmanız gereken değil, birilerinin çıkarlarına hizmet eden, ulaştırılmak istendiğiniz bilgiye sahip olursunuz. Günümüzde bilgiye ulaşmakta bir sorun yok. Cebinizdeki akıllı telefonlar, internet ve sosyal medya kolay ve hızlı bir bilgi akışı sağlıyor. Önemli olan ulaştığınız bilginin ne kadar gerçek ve doğru olduğu. Kitapta etik ilkelerin dışına çıkılarak bilimsel olmayan bilgi bilimselmiş gibi verildiğinde cehaletin yolunun nasıl açıldığını ve bunun yarattığı riskleri güncel ve çarpıcı örneklerle anlatarak okuyucuda bir farkındalık oluşturmaya çalıştım.

Post-truth kavramlar siyasetin yanı sıra eğitime ve bilime de bulaştı. Günümüzde bazı akademisyenlerin her söylediği bilimsel gerçeği yansıtmadığı gibi bilimsel araştırma diye sunulan bazı yayınlar da sahte veya yönlendirilmiş olabiliyor. Bilimi halka anlatma kisvesi altında popülist ve halka zarar verebilecek ifadeler medyada yaygın biçimde yer alıyor. Bazen kongrelerde bilimcilerin kendi aralarında tartışmaları gereken konular kanıtlanmış kesin bilgiymiş gibi anlatılırken bazen de gerçekle ilgisi olmayan ancak kulağa hoş gelen söylemlerle insanların ciddi riskler almasına neden olunuyor. Bazen de konu ile ilişkisi ve uzmanlığı olmayan tanınmış kişiler veya akademisyenler bilerek ya da bilmeyerek topluma hatalı bilgiler iletilmesine aracılık edebiliyor. Bu kişilerin kulağa hoş gelen ve sözde ezber bozan hatalı söylemleri yaygın tanınmışlıkları nedeniyle oldukça geniş kitleleri etkiliyor.

Cehalet Bilimi’nden korunmanın en etkili yolu düşünmeyi, sorgulamayı, etik hassasiyeti ve yaratıcılığı önceleyen, analitik düşünme becerisi kazandıran, mümkün mertebe adil şartlarda fırsat eşitliği sağlayan ve bunu toplumun geniş katmanlarına yayabilen bir eğitim sistemine sahip olmaktır. Giderek daha fazla ticarileşen ve artık Cehalet Bilimi’nin laboratuvar alanına dönen günümüz eğitimi maalesef bu ölçütleri sağlamaktan uzak. Temel eğitimde antropoloji (insan bilimi), etik, mantık, felsefe ve matematiğe özel bir önem vermek gerekiyor. Öğrencilere ve topluma doğru kaynaklardan bilgi almayı ve bilgiyi sorgulamayı öğretmek gerekiyor. Okumayı teşvik etmek ve toplumda okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak da şart. Sağlık ve eğitim gibi kritik alanlarda çalışan akademisyenler toplumla bilgi paylaşımında etik davranmak zorundadır. Topluma zarar verebilecek sahte söylemleri, ürünleri ve pazarlama yöntemlerini engellemek için yasal düzenlemeler yapılarak halkın Cehalet Bilimi yoluyla kandırılması önlenmelidir.

Bir yorum ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir